Sabit Sorular (1): Müfit Özdeş

Sabit Sorular, Lagari Bilimkurgu’nun minimalist bir söyleşi projesidir. Sorular kısa ve doğrudandır. Tüm sorular bilimkurgu bağlamında cevaplandırılmalıdır. Memleketimizde bilimkurgu için emek veren insanları tanıma ve tanıtma amacını taşımaktadır.

            Ruhşen Doğan Nar

1) Kimsin?

Kim olduğum, kimin niçin sorduğuna bağlı. Bilimkurgu bağlamında, bilimkurguya ilgisi ilkokulda Beyoğlu Alkazar sinemasında gösterilen ‘bilmem kaç kısım tekmili birden’ Baytekin filmleriyle başlayan ve yine ilkokulda iken Çağlayan Yayınları Yeni Dünyalarda dizisinin ilk kitabı olan Merihten Saldıranlar’ı okuyunca tutku halini alan bir bilimkurgu fan’ıyım. Yani Türkçesiyle, bilimkurgunun hastasıyım.

Kırkımdan sonra, sanırım rahat battığı için yazmaya başladım, başka uğraşlarım yüzünden pek bereketli bir yazar olamadım. Bilimkurgu bağlamında olmayan yanıtlar anketör tarafından yasaklandığı için bu uğraşlar hakkında bilgi veremiyorum.

2) Neden bilimkurgu?

Sevdiğiniz karşı cinsten biri size kendisini neden savdığını sorsa ne dersiniz? Yüzü, gözü, kişiliği, ayakları, kaşları, utangaçlığı filan diye bir şeyler mi gevelersiniz, yoksa bütün bunların özgün bir araya geliş tarzı olduğunu mu söylersiniz?

Apışıp kalır mısınız yoksa? Bilimkurgu ile aramızdaki ilişkiyi tanımlamak, bilimkurgunun kendisini tanımlamak kadar zor.

Bilimkurgu, çünkü hınzırlığın edebiyattaki en sağlam kalesi. Bilimkurgu, çünkü yaratıcı aklın kendini en iyi ifade biçimi. Bilimkurgu, çünkü düş gücümüze kendi koyduğumuz sınırları yıkıp geçiyor. Bilimkurgu, çünkü gerçekliği ve varoluşu sorguluyor.

Bunların hepsi söylenebilir belki. Ama ben fî tarihinde Virgül dergisiyle yaptığım söyleşide dediklerimi yinelemekle yetineceğim, çünkü bilimkurguculuğumun daha iyi bir açıklamasını ne ettimse bulamadım:

Bilimkurgu, hayallere sığmayıp taşan, boyutları ve olasılıkları sonsuz ve sonsuzdan da öte bir evreni avuçlarımın içine sığdırıyor… ve karşılığında benden ruhumu istiyor. Bu kadar basit!

3) Ne yaptın?

İngilizce ve Türkçe binlerce kitap okudum. Hatta bunların içinde bilimkurgu olmayanlar bile vardı.

Bilimkurgu hakkındaki önyargıları kırmaya ve bilimkurguyu insanlara sevdirmeye çalıştım ve bilimkurguyu mümkün olan her yerde ve her durumda tanıttım.

İkisi İngilizce olmak üzere otuz kadar öykü ve üç de şiir yazdım. Elime yapışan ve bir türlü bitiremediğim bir roman, daha son şeklini almamış bir masal ve sinopsisleri yazılmış ama kendileri yazılmamış öykülerim var.

4) Ne yapacaksın?

Vallâ bilmiyorum. Ölmeden en az bir kitap daha çıkarmak istiyorum. Aklımdaki öyküleri yazmam, romanı toparlamam ve o masalı bitirmem gerekir. Fakat toplumsal mücadeleden baş alamıyorum bir türlü. Artık fazla vaktim de yok sanırım. Haydi hayırlısı!

5) Ne okuyalım ve izleyelim?

Beni okuyun tabii ki…Şaka bir yana, bilimkurgu dalında iyi yazar sayısının ve yazılanların kalitesinin sürekli arttığını görüyorum. Bu beni mutlu ediyor. Selim Erdoğan’ın romanlarını, özellikle de Kurbağa Adası’nı önemli buluyorum. Bilimkurgu Kulübü ve Yerli Bilimkurgu Yükseliyor gibi platformların yayınladığı seçkileri sakın kaçırmayın. Dünya klasiklerine gelince, bunları tek tek saymaya imkân yok. Ama Connie Willis’in yazdığı Kıyamet Kitabı mutlaka okunmalı. Ne yazık ki İthaki bu kitabı bir kere bastı, fakat tükenince bir daha basmadı.

Filmlere gelince, dizilerin biraz eğlencelik olduğunu düşünüyorum. Ama yine de BBC’nin hazırladığı Dünyalar Savaşıyor adlı romana sadık mini diziyi indirmek için bitmesini merakla bekliyorum.

Ne yazık ki tavsiye edilebilecek hiçbir Türk filmi yok.

Yabancı bilimkurgu filmleri çok konuşuluyor ve bunları zaten herkes biliyor. Ama ben burada gözden kaçan veya başka bir filmin gölgesinde kalan ya da bilimkurgu olduğu ilk bakışta anlaşılmadığı için birçok kişinin fark etmediği birkaç iyi filmi rastgele aklıma gelen sırayla öneriyorum:

  • Steven Soderbergh’den Solaris (2002)
  • Byron Haskins’den War of the Worlds (1953)
  • Kike Maillo’dan Eva (2011)
  • Richard Mewis’den The Day of the Triffids (2009)
  • Niki Drozdowski’den Extinction: The GMO Chronicles (2011)
  • Jack Sholder’den The Hidden (1987)
  • Adrian Lyne’dan Jacob’s Ladder (1990)
  • Tobe Hooper’den Lifeforce (1985)
  • Duncan Jones’dan Moon (2009)
  • Mark Romanek’den Never Let Me Go (2010)
  • Charlie MacDowell’dan The One I Love (2014)
  • David Cronenberg’den Rabid (1977)
  • Nacho Vigalondo’dan Timecrimes (2007)
  • Benedek Fliegauf’dan Womb (2010)

Herkese iyi okumalar ve iyi seyirler diliyorum.

Paylas:
error0
fb-share-icon20
Tweet 20
fb-share-icon20

Ruhşen Doğan Nar

1988, İzmir doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Mütercim-Tercümanlık okudu. İngilizce öğretmenliği yapmakta. 2016 Şerzan Kurt Öykü Yarışmasında Türkçe öykü dalında ödüle layık görüldü. Bilimkurgu öykülerinden oluşan ilk kitabı "İçimdeki Robot", Yitik Ülke Yayınları'ndan 2019 yılında çıktı. "İçimdeki Robot", Kayıp Rıhtım Okur Anketi'nde "Yılın En İyi Yerli Spekülatif Öykü Kitabı" kategorisinde ikinci olmayı başardı.İkinci öykü kitabı "Bir Gün Mutlaka Delireceğim" 2020'de okurlarla buluştu. İthaki Yayınları’nın “Yeryüzü Müzesi” ve Yitik Ülke Yayınları’nın “Mutsuz Aşk Vardır” derlemelerinde öyküleriyle yer aldı. "Uyan!" adlı bilimkurgu fankiti, Fanzin Apartmanı tarafından basıldı. Bilimkurgu Kulübü ve Fanzin Apartmanı'nda yazılar kaleme almaktadır. Çeşitli dergi ve fanzinlerde öyküleri yayımlanmaktadır.