Geçmişten Anılar

Dünyalar Savaşı 1.5

“Hanımlar, beyler. Dans müziği yayınımıza kıtalar arası radyo haberlerinin özel bülteni için ara veriyoruz.” Dünyalar Savaşı oyunu tam olarak bu sözlerle başladı.

Mars’tan dünyaya bir gök taşı yağmuru başladığı haberi ile kesilen yayın, insanları heyecanlandırdı.

“Bayanlar, baylar! Az önce verdiğimiz haberlerin ardından, Meteoroloji İdaresi tarafından büyük rasathanelere talimat verilmiş ve Mars gezegenindeki hareketliliğin yakından gözlemlenmesi istenmiştir.”

 Normalde aylık dinleyici sayısı 2-3 milyon civarı olan radyo kanalının, dinleyici sayısı bir anda 6 milyona ulaştı. Yayında olayları aktaran gökbilimcinin telaşı, sesinden anlaşılıyordu. Tekrar bir canlı bağlantı ile kesilen yayında Grover’s Mill civarında bir çiftliğe metalik gök taşı düştüğü haberi verildi.  Ve sonra zincirleme başlayacak olayların ilk halkası olan şu cümleler kuruldu:

“Dış kaplaması kesinlikle dünyamıza ait değil. Gezegenimizde bulunan bir madde değil bu. Durun bir dakika. Bir şeyler oluyor. Bu cisim gördüğüm hiçbir şeye benzemiyor. Birileri sesleniyor. Işıklı çemberin ortasında kara delikten çıkan bir şey görüyorum. Gözleri var. Bu bir surat olabilir.”

“Bacakları üstünde duruyor. Aslında küçük bir tür metal parça üzerinde yükseliyor. Şimdi ağaçların tepesine kadar uzandı.”

“Akıl alacak gibi değil ama hem bilimsel gözlemler hem de bizzat kendi gözlerimizle tanık olduğumuz şeyler bizi şu kaçınılmaz varsayıma götürüyor. Bu gece New Jersey yakınlarındaki çiftliğe inen bu tuhaf mahlûklar, Mars gezegeninden gelen işgal ordusudur.”

İnsanlar duyduklarına inanamadı. Teyit etmek için radyo, polis ve itfaiyeyi aradı. Telefon santralleri saatlerce kilit oldu ve bir kaos başladı.

İnsanlar sokağa döküldü; kiliselere dua etmeye gidenler, tüfekleri ile Marslı arayanlar ve kurtarabildikleri eşyalar ile evlerinden kaçmaya çalışanlar vardı. Tüm bunlar olurken stüdyoda yayın devam ediyordu. Radyoya gelen polisler olabildiğince durumu açıkladıklarında yayının başında yapılan anons tekrarlanmak zorunda kaldı.

“Columbia Broadcasting System Stüdyo, H. G. Wells’e ait Dünyalar Savaşı adlı eserini, Orson Welles ve Merküri tiyatrosu aracılığı ile dinlemektesiniz.”

Orson Welles ve ekibi.

 Her 15 dakikada bir bu bildiri yapılsa bile artık çok geç olmuştu. İnsanlar hayatlarını kurtarmak için çoktan radyolarının başından kalkmışlardı. 

Radyoda yayın devam ediyor, sakin kalmayı başaran insanlar da dinlemeye devam ediyorlardı. 

“İnsanlar sinek gibi, fare gibi ölüyorlar.”

Sanırım bu cümle evlerinde kalan son insanları da kendilerini dışarı atmaları için yeterliydi. Kiliselerde toplu dualar yapılıyordu. Halk, marketlerden alabildiklerini alıyor ve arabasına tıkıp şehri terk ediyordu. 

Bu sırada radyoda olayları anlatan spiker etrafa yayılan zehirli gazdan etkilenir ve öksürmeye başlar; bir süre sonra hayatını kaybeder. Siren sesleri duyulur ve amatör bir radyo operatörü frekansa girip “Orada kimse var mı? Kimse var mı?” diye çılgınlar gibi bağırır ve olaylar devam eder. Tüm olayların ardından hayatta kalmayı başaran gökbilimci aklını yitirmiş bir askerle karşılaşır ve tüm olanları anlattırır. Asker basit bir bakteri türü yüzünden bütün Marslıların öldüğünü söyler ve oyun biter. 

“Columbia Broadcasting System Stüdyosu, H. G. Wells’e ait Dünyalar Savaşı adlı eserini, Orson Welles ve Merküri tiyatrosu aracılığı ile sundu” cümlesi ile yayının bir tiyatro olduğunu tekrar duyururlar. Ertesi gün bütün gazeteler bu durumu yazarken halkın büyük bir çoğunluğu hâlâ kaçış yollarına devam ediyordu. 

Adolf Hitler bile “Bu sınırsız imkânlar ülkesine, Marslıların inmesi bile mümkün gösterilmiştir,” diyerek, Amerika’yla dalgasını geçti. 

Youtube ve archive.org adreslerinde Dünyalar Savaşı radyo tiyatrosunun birebir kaydını bulabilirsiniz.

Tüm yaşananlar bize şunu gösteriyor aslında; bilimkurgunun tamamen gerçek olabileceğini ve radyo gibi yayıncılık türlerinin gücünü. 

Böyle bir olaydan yaklaşık bir sene sonra İkinci Dünya Savaşı’nın çıkması ve Adolf Hitler’in halkına ve askerlerine genellikle radyo yayınları üzerinden konuşması şaşırtıcı bir tesadüf demek isterdim ama sanırım değil.

H.G Wells'in yazdığı Dünayalar savaşı kitabı.

Bilimkurgu kitaplarında kurulan gerçeklik, bir hayal ürünü olabilir ama gerçek olma ihtimalini de düşünmek gerekir çünkü günümüz de olanları inceleyip geleceğe yönelik tahminleri barındırır. Bunlar boş işler, diye bilimkurguyu eleştiren kişiler aslında dar kafalı bir ahmaktan öte bir şey değildir. 

Radyo yayınından sonra birçok kişi Orson Welles’e dava açmasına rağmen Welles ve bu davaların hepsini kazanır. Kazanma nedenleri ise yayının başında ve aralarında programın bir radyo tiyatrosu olduğunu söylemelerinden başka bir şey değildir.

Bu yayın Orson Welles’in ününe ün katarken radyo tiyatrolarına ve bilimkurgu edebiyatına ilgi ister istemez arttı. 

“Mehmet Fatih Balkı, Lagari Bilimkurgu Fanzini aracılığıyla sundu.”

Paylas:
error0
fb-share-icon20
Tweet 20
fb-share-icon20
Mehmet Fatih Balkı

Mehmet Fatih Balkı

1993 İstanbul doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Eğitim öğretim hayatı boyunca birçok bilimsel proje içerisinde bulundu. Çevre üzerine yaptığı projeler ile Türkiye ve bölgesel dereceler kazandı. 2015 yılından beri fanzin okuru ve emekçisidir. 2016 yılında Parantez İçi Fanzin 2018 yılında ise Lagari Bilimkurgu fanzinlerini çıkarmaya başladı. Lagari Bilimkurgu adı altında Yerli ve uluslararası bilimkurgu yazarların işlerini fankit ve fanzin olarak yayınladı. Şu an yayınlanmış bir fankiti bulunmaktadır. Fanzin tarihi üzerine araştırmaları halen devam etmektedir. Elindeki yerli ve uluslararası fanzin arşivlerini bir gün "Fanzin Müzesi" adı altında sergilemeyi hayal etmektedir.

Bir yanıt yazın