Büyük Maymunlar

İnsanların dünya üzerindeki egemen primat olmadığı bir “diğer” kitaba “Büyük Maymunlar” denir. Eser, evrimin bizden değil de şempanzelerden yana oy kullandığı bir Will Self kitabı. Tanıdığımız bütün sanat, teknoloji, bilim ve benzeri atılımın ve dahi gelişimin bu kıllı arkadaşların tekelinde olduğu kitap, okura tabii ki Maymunlar Gezegeni’ni hatırlatıyor. Ama burada işler çok daha “net” ve çok daha “hayatın içinden”.

Kitabın arka kapağında okuduklarımız, Gregor Samsa’nın yaşadığına benzer bir olaya şahit olacağımızın habercisi. Kafka’nın bürokrasi kıskacında sıkışan karakteri bir sabah böcek olarak uyanıyordu. Burada ise hikayemizin ana karakteri, ressam Simon Dykes, sabah uyandığında etrafındaki herkesin şempanze olduğuna tanık oluyor. Bu maymunluktan kendi payını da alan Simon, ne oldu ne bitti diyemeden kendisini akıl hastanesinde bulur. Başarılı bir ressam ve başarısız bir aile babası olan adamımız, çalkantılı sosyal hayatıyla hikayenin ilk sayfasından beri dikkat çekici bir şekilde tasarlanmış. Uyandığı kabus gibi sabahın öncesinde alkolden uyuşturucuya her türlü herzeye bulaşan arkadaşımız, başına gelenleri geçirdiği o son günah gecesine bağlar. Ancak kazın ayağı tabii ki öyle değildir.

Çok ciddi bir psikolojik bunalımın pençesinde olduğuna karar verilen ve kendisinin senin benim gibi insan olduğunu iddia eden Simon’ın yardımına en az onun kadar sıra dışı başka bir şempanze yetişir. Sıra dışı tedavi yöntemleriyle nam salan “doğa filozofu” Zack Busner. Hikaye işte bu noktadan itibaren hız kazanıp adeta çığırından çıkıyor ve bu garip ikili, gerçeğe ulaşabilmek adına neler yapıyor neler…

Büyük Maymunlar: Bindik bir alamete dercesine

Evvela kitabın bir şempanze(!) tarafından yazıldığını aklımızdan çıkarıyoruz. Yazar maymun, önsöz ya da giriş kısmında kitabı neden yazdığını ayrıntılarıyla dile getiriyor. İnsanın şempanze dünyasındaki yeri ve iki ırk arasındaki çizgi geçildiğinde “birey” neyle karşı karşıya kalabilir bunun muhakemesi gibi meselelere değiniyor. Hal böyle olunca, kitap içerisinde yer alan her türden maymunluğa hazır olmakta fayda var.

Maymunluktan kastım ne peki. Merak edip bakmadım -büyük ihtimalle siz de bakmayacaksınız- şempanzelerin ve diğer maymunların doğal olduğunu düşündüğümüz her türlü hareketini kitap içerisinde okuyoruz. Sokak ortasında çiftleşmek olsun, birbirlerine saygı göstermek için kıçlarını sunmak olsun, bildiğimiz yaya yolu varken karşıdan karşıya ağaçtan ağaca atlayarak geçmek olsun. Yazar, insan medeniyetine yüksek dozda maymun iştahı katmış anlayacağınız. Medeniyet olarak bildiğimiz her şeyi alıp içerisinde bol miktarda kıllı “kısmi” dört ayaklı eklemiş.

Ana karakterlerden Simon Dykes ya da bütün hikaye özelinde, kimin ne olduğu asla belli ol(a)mıyor. Hep ince bir çizginin üzerinde yürüyor okur. İnsandı maymundu derken, gerçeklik konusunda sürekli şüphede kalıyor. Şüphe ancak birbirinden garip olaylar vuku bulurken bir süre sonra hikayenin freni patlıyor. Okuyucuya resmen “gerçeğe değil eğlenceye gerek var” düşüncesini aktarıyor. Yazar bu noktada elinden geleni yapmış. Diyaloglardaki absürtlük, anlatımdaki kara mizah, tasvir edilen dünyanın çarpıklığı. Daha neler neler. Hepsi bir araya gelince Kurt Vonnegut’tan eğitim almış bir yergi ustası çıkıyor ortaya. Özellikle Simon ve Zack arasında geçen cinsellik merkezli diyalog favorilerim arasında.

Sosyal hayatın bu haline var mıyız?

Zaten başarısız olan sosyal hayatımızın bir de maymunvari yorumu işleri iyice berbat ediyor, mu acaba? Esasen olası bir maymun medeniyetinin Maymunlar Gezegeni’ne benzer bir şekilde serpileceğinin garantisi yok. Tabii bu hikayedeki gibi de olmayacak. Ne var ki böyle bir medeniyet olacaksa bir şekilde var olacak. Bu noktada da aslında karşılaşılan türün adı ya da bu adın geldiği anlam ister istemez Homo sapiens olacak. Tabii, aynı evrimsel süreçlerden geçtiğini varsayarsak. Gezegendeki tek akıllı ya da muhakeme yeteneği olan tür biz olduğumuz için nesneler ve kavramlar bizim verdiğimiz isimle anılıyor. Bunların başka bir karşılığı yok. İnsan, insan dediği için ya da maymun ya da at kafası dediği için o varlık, şey bu gibi isimler ve anlamlar kazanıyor. Yazar ve okur olarak felaket senaryosu gibi gördüğümüz “maymunlar cehennemi” insan böyle düşündüğü için kurgulanıyor, yaratılıyor.

Büyük Maymunlar bunun en güzel eleştirisi olmaya aday. Günlük hayata, toplumsal yaşama çok doğrudan ve duymak istemediğimiz gerçeklerle saldırıyor. Misal, asıl oğlan uyuşturucu bağımlısı ve başarısız bir baba. Ancak diğer yandan önemli bir ressam. Loser denilen insan türüne başarılı bir örnek. Hatta o kadar başarılı ki… Neyse, kısa kesiyorum.

Orwell ve Ballard’a selam olsun

Will Self, kitabını inşaa ederken Orwell benzeri “fabl” anlatım yöntemini Ballard usulü acımasız gerçekçilikle birleştirmiş. Hayvanların eşit ama bazıların daha eşit olduğu kitaba benzer bir durum burada da kendisini gösteriyor. Hikayedeki şempanzeler alfa, beta, gamma olarak farklı sınıflara mensuplar. Hiyerarşi her daim gözetiliyor, herkes yerini biliyor. Mevcut gerçekliğimizde tanıdık olan bu durumun biraz daha ileriye gittiğini görüyoruz. Maymun tarzı sosyalleşmek nasıl metro beklerken ulu orta seks yapabilmeye imkan veriyorsa önemli bir toplantıda da alfa bir şempanzeden tekme tokat, sağlam bir dayak yiyebilirsiniz. Herkes akıllı olacak!

Hikayenin tek yönlü ilerleyişi kimileri için sıkıcı olabilir. Ancak bunu daha önce de söylediğim akıllıca yazılmış diyaloglar ve ustaca bir araya getirilmiş cümleler telafi ediyor. Kitap bütün olarak insan eleştirisi, insan toplumuna doğrultulmuş dolu bir altıpatlar. Haliyle okudukça toplum olarak neleri yanlış yapıp neleri beceremediğimizi bir kez daha okuyoruz. Ve bazı yerlerde şempanzelerin bizden daha mantıklı yaşadıklarını düşünmedim değil. Sosyal bilimkurgunun yaptığı ve fark ettirmek istediklerinden biri de bu değil mi zaten; mevcut toplumda yanlışlar neler. Gelecekte bizleri neler bekliyor. Ballard’ın “Gökdelen” kitabında, vahşileşen modern insan nasıl korkutucu ama gerçek olabilecek bir şeyse, burada da şempanzelerin ya da her ne olursa olsun, bizlerden daha makul sosyal hayatları olabileceği ya da bizim gün geçtikçe maymunlaştığımızı daha açık seçik okuyoruz.

Kitaba dair en eğlendiğim yerlerden biri de gerçek dünyada tanıdığımız bütün bilim adamlarının, sanatçıların, devlet büyüklerinin aynı kimlik ve mesleki kariyerleri ile maymun olarak hikayede görüyoruz. Mesela Darwin’in evrim teorisinin şempanzelerin lehine olduğunu görüyoruz. Ya da antropoloji alanında uzman bir insanın maymun edisyonu ile karşılaşıyoruz. Metnin kara mizah hanesine artı puan olarak yazılabilecek güzel bir düşünce.

Etken madde

Kitapta, Simon karakterinin içinde bulunduğu sanrı haline neyin neden olduğu tartışılırken karşımıza Kapsamax adlı bir ilaç çıkıyor. Bir çeşit antidepresan diyebileceğimiz ilaç, test aşamasındayken neden olduğu reaksiyonlar sonunda yasaklanmış, üretimi durdurulmuş. Bu konuda daha fazla detay vermek yerine, neyin ne olduğunu okuyarak öğrenmeye davet ediyorum. Bundan önce dikkat çekmek istediğim şey bilimkurgu ve uyarıcı maddeler arasındaki tanışıklık, ilişki ve birlikte kullanım meselesi.

Daha önce bu konuda yazdığım bir makalede uyuşturucu ve benzeri maddelerin bilimkurgu içerisinde ne denli sık kullanıldığına değinmiştim. Her haliyle sosyal hayata derinlemesine göz atan bu tür için, insanın içine düştüğü çaresizlik, hastalık, tatminsizlik vb. durumlara göre kurgusal olan ya da olmayan çeşitli kimyasal/doğal uyarıcı kullanıldığını biliyoruz. Büyük Maymunlar’da da karşımıza çıkan hadise bu metin için bütün sorunların kaynağı olarak gösteriliyor. Bazı kurgularda problemlerin çözümü olabiliyorken bazı zamanlarda da çıbanın başı olarak okuduğumuz uyuşturucu madde örnekleri saymakla bitmez. Zaten insana, insanı anlatan bir türden bahsederken daha azını ya da hiç yer verilmemesini beklemek hata olurdu. Özellikle daha şimdiden işler sarpa sarmaya başlamışken.

Will Self imzalı Büyük Maymunlar doğrudan bilimkurgu başlığı altında değerlendirmenin zor olduğu bir kitap. Daha çok sosyal bilimkurgu kimliğine sahip, kara mizah soslu bir metin. Ana karakterin başına gelenlerden ya da kitabın “gerçekliğinden” tutun anlatılan alternatif dünyaya kadar. Her bir detayı ile doyurucu ve eğlenceli bir kitap olduğunu kanıtlıyor. Özellikle Zack Busner adlı karakter ve Simon arasında geçen diyalogların kendi dünyamız içinde ne derece doğru olduğunu kitabı okudukça çok daha iyi anlıyoruz. Olur da günün birinde karşınıza çıkarsa mutlaka bir şans verin.

“HoooKraa!”

Büyük Maymunlar kitabına buradan ulaşabilirsiniz.

Paylas:
error0
fb-share-icon20
Tweet 20
fb-share-icon20

Zülfikar Yamaç

Kitap incelemeleri

Bir cevap yazın