Film İncelemesi

“Bayat” Çerezlik Film: Outside The Wire

Netflix’te çerezlik filmleri incelemeyi sevsem de bu film altı aylık bayatlamış çerez gibi. Outside The Wire için kötü bir film diyemem çünkü çok kötü bir film. Keşke Dünya Bilimkurgu Derneği olsa ve bu filmi tür olarak kabul etmese diyeceğiniz kadar kötü.

Filmi yeterince kötülediğime göre biraz konusundan ve belki biraz spoiler vererek kötü yanlarından bahsedebilirim.

Outside The Wire – Telin Ötesi veya Telin Dışında olarak çevirebiliriz. 2036 yılında Amerikan ordusunun içinde geçen hikaye, iyi denebilecek bir şekilde başlıyor. Etrafta dolaşan “Gumb” isimli robotik askerler var. Ana karakterlerimiz Harp ve Leo tanıdığımız iki isimden oluşuyor. Anthony Mackie ve Black Mirror’ın “Smithereens” bölümünden hatırlayacağımız Damson Idris. Film, Harp’ın direkt bir emire karşı çıkması sonucu sürülmesi ve Yüzbaşı Leo’nun yanına verilmesi ile başlıyor. Leo çok az kişinin bildiği otonom bir Cyborg. Çok az insan bilmesine rağmen Harp geldikten üç dakika sonra Leo’nun Cyborg olduğunu öğreniyor.

Leo ve Harp yer yer gelişmiş bir yapay zeka üzerine ve Turing testine minik göndermeli diyaloglar kursa da, konuşma içerisinde herhangi bir yaratıcılık veya daha önce söylenmemiş bir şey yok. Emin olun yerli bilimkurgu edebiyatında çok daha fazla kaliteli öyküler, romanlar okudum. Filmin aksiyon sahnelerine kendinizi vermeye çalışsanız orası da ayrı bir fiyasko.

Hikaye ilerledikçe Outside The Wire sizi öldürmeye çalışıyor falan diye düşünebilirsiniz ama hayatta kalıyorsunuz. Filmin sonlarına doğru Leo ve Harp arasında gelişen olaylarla senaristler seyirciye plot twist yaptığını falan düşünüyor. Oralar gerçekten çok eğlenceli.

Tabii ki Amerikan ordusu dedik, robotik askerler dedik, Cyborg dedik, işin içine Rusları da ekleyince, eksik olan ne var? Nükleer füze!

Senaristler de böyle düşünmüş olacak ki hemen bir nükleer füze koordinatı verip hikayeyi oraya doğru çevirmişler.

Paranın Pul Olduğu Film – Outside The Wire

Filmin son sahnelerinde insanlığa olan inancımızı tazelemeye çalışan ekip bu kadar kötü bir film yaparak kalan inanç kırıntılarımı yok etti desem yeridir. Genel olarak spoiler vermekten uzak durdum fakat filmin son sahnesinde nükleer bir füzeyi başka bir füze ile patlatıp imha etmeleri beni benden aldı. Tüm bunlardan ise 30 saniye içinde koşarak kaçan Harp, Amerikan askerine olan inancınızı belki tazeleyebilir.

Netflix bölgesel işlerde ilginç yapımlara şans veriyor, bunlar genel olarak kötü çıksalar da içlerinden  bazen birkaç tanesinin iyi olması yetiyor. Fakat bu kadar büyük bir Hollywood yapımı, fiyasko olunca insanın canı sıkılıyor. Hani sanat dünyasında sert olmadan yapılan eleştirilerde “emek var” söylemi kullanılır ya, bu film için verilen emekler bile boşa gitmiş. Bunu izleyeceğinize Recep İvedik izlemenizi veya iyi bir bilimkurgu severseniz Matrix serisini bilmem kaçıncı kez izlemenizi tavsiye ederim. Ya da diğer çerezlik filmlere bir göz atın.

Paylas:
error0
fb-share-icon20
Tweet 20
fb-share-icon20
Mehmet Fatih Balkı

Mehmet Fatih Balkı

1993 İstanbul doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Eğitim öğretim hayatı boyunca birçok bilimsel proje içerisinde bulundu. Çevre üzerine yaptığı projeler ile Türkiye ve bölgesel dereceler kazandı. 2015 yılından beri fanzin okuru ve emekçisidir. 2016 yılında Parantez İçi Fanzin 2018 yılında ise Lagari Bilimkurgu fanzinlerini çıkarmaya başladı. Lagari Bilimkurgu adı altında Yerli ve uluslararası bilimkurgu yazarların işlerini fankit ve fanzin olarak yayınladı. Şu an yayınlanmış bir fankiti bulunmaktadır. Fanzin tarihi üzerine araştırmaları halen devam etmektedir. Elindeki yerli ve uluslararası fanzin arşivlerini bir gün "Fanzin Müzesi" adı altında sergilemeyi hayal etmektedir.

Bir yanıt yazın