Kessler Sendromu Nedir?

Uzayı keşfetmek insanlığın en umut verici eylemlerinden biri olagelmiştir. Evrenin uçsuz bucaksız bilinmezliğine yol alarak menzilimizi genişletmeyi, yeni kaynaklar ve yaşam formları bulmayı, bu arada dünya kaynaklı sorunlarımızı da çözmeyi umuyoruz. Ama uzaya çıkmak çantada keklik bir iş değil, çünkü bir gün imkânsız hale gelebilir. Tüm uzay keşfinin sonuna sebep olacak ve günlük hayatımızı da ciddi şekilde etkileyecek bu kötü senaryoya, ‘Kessler Sendromu’ adı veriliyor.

1978 senesinde NASA’da çalışan bilim insanı Donald J. Kessler, çarpışan uzay çöplerinin ortaya çıkaracağı zincirleme reaksiyonunun, uzay aktivitelerinin sonunu getireceğini ve yapay uyduları kullanmamızı nesiller boyunca imkânsız hale getireceğini ileri sürdü. Alçak Dünya Yörüngesine gönderdiğimiz şeylerin, gezegenin üzerinde kalabalık bir ortam oluşturacağı ve kaçınılmaz çarpışmaların ortaya çıkacağı tahmininde bulundu. Bir çarpışmanın sebep olduğu uzay çöpleri ve şarapneller sonraki çarpışmaları daha olası hale getirebilir. Eğer yeterli sayıda çarpışma yaşanırsa ortaya çıkacak uzay çöpleri yörüngeyi kullanılmaz duruma sokar.

Kessler Sendromu: Uzay Çöplüğü

Bu durumun gerçek olma ihtimali var çünkü halihazırda Dünya’nın etrafında milyonlarca mikro-meteorit ve insan yapımı uzay çöpü dönüyor. Yörüngede yüksek hızlarda hareket eden küçücük bir parça bile tehlike yaratabilir. NASA’nın hesaplamalarına göre, uzayda saniyede 10 km hızla hareket eden 1 santimlik bir boya parçası, Dünya’da saatte 100 km hıza sahip 250 kiloluk bir cismin yaratacağı etkiye sebep olabilir. Eğer 1 santimlik nesneyi 10 santime çıkartırsak etkisi 7 kilo TNT ile aynı etkiye sahip olur. Şimdi bu şekilde binlerce nesnenin yörüngede döndüğünü ve birbirine çarptığını hayal edin!

Tüm uzay keşfinin sonuna sebep olacak ve günlük hayatımızı da ciddi şekilde etkileyecek kötü senaryoya, Kessler Sendromu adı veriliyor.

Eğer yörüngeyi tehlikeli nesnelerle dolduran, çarpışan uzay çöplerinin zincirleme reaksiyonu yaşanırsa uzay programları baştan sona tehlikeye girer. Alçak Dünya Yörüngesi’nden çıkmak tamamen imkânsız olmasa da çok daha zorlu bir hal alır.

Bunun dışında Kessler Sendromu’nun bir diğer sonucu, uydulara dayalı tüm hizmetlerin kullanım dışı olması. Modern yaşamımızın temel unsurları olan GPS, televizyon, askeri ve bilimsel araştırmaların tümü tehlike altında olur.

NASA, 1970’lerde yörüngede bırakılan Delta roketlerinin şarapnel bulutları şeklinde patlamasıyla küçük çaplı bir Kessler Sendromu tecrübesi edindi. Bu durum bilim insanı Donald J. Kessler’e ilham verdi.

Kessler, kritik seviyeye 30-40 yılda varacağımızı tahmin ediyordu ancak NASA şu anda dahi kritik noktaya ulaştığımız konusunda uyarıda bulunuyor.

Kaynak

Paylas:
error0
fb-share-icon20
Tweet 20
fb-share-icon20

Ruhşen Doğan Nar

1988, İzmir doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Mütercim-Tercümanlık okudu. İngilizce öğretmenliği yapmakta. 2016 Şerzan Kurt Öykü Yarışmasında Türkçe öykü dalında ödüle layık görüldü. Bilimkurgu öykülerinden oluşan ilk kitabı "İçimdeki Robot", Yitik Ülke Yayınları'ndan 2019 yılında çıktı. "İçimdeki Robot", Kayıp Rıhtım Okur Anketi'nde "Yılın En İyi Yerli Spekülatif Öykü Kitabı" kategorisinde ikinci olmayı başardı.İkinci öykü kitabı "Bir Gün Mutlaka Delireceğim" 2020'de okurlarla buluştu. İthaki Yayınları’nın “Yeryüzü Müzesi” ve Yitik Ülke Yayınları’nın “Mutsuz Aşk Vardır” derlemelerinde öyküleriyle yer aldı. "Uyan!" adlı bilimkurgu fankiti, Fanzin Apartmanı tarafından basıldı. Bilimkurgu Kulübü ve Fanzin Apartmanı'nda yazılar kaleme almaktadır. Çeşitli dergi ve fanzinlerde öyküleri yayımlanmaktadır.

Bir cevap yazın